Netbir görüş için gözyaşının yeterli miktarda ve içerik açısından yeterli kalitede olması gereklidir. Gözyaşı yeterli miktarda ve kalitede olmadığında göz kuruluğu ortaya çıkar. Göz kuruluğu; gözde yanma ve batma hissi, kızarıklık, kaşıntı, bulanık görme gibi şikayetlere yol açmaktadır.
GözKuruluğu Neden Olur? Gözyaşlarımız, göz sağlığımızı korumakta, gözlerimizi her türlü enfeksiyona karşı savunmaktadır. Gözde kuruluk hissi olması ve bulanık görme de gözyaşları sayesinde engellenmiş olur. Ancak, gözlerde kuruluk, batma, yanma, net görememe gibi şikayetler söz konusu ise, göz yaşının
Buda göz kuruluğu sorununu beraberinde getirir. Göz Kuruluğu Tedavisi. Göz kuruluğunun tedavisinde, bu sorunu tetikleyici özelliğe sahip olan bazı ilaç türlerinin kullanımından kaçınılmalıdır. Göz kuruluğu şikayetine sahip olan kişilerin, kuru hava şartlarına karşı da hazırlıklı olması ya da bu tür ortamlardan
Göz kuruluğunun nedeni hastaya bağlı etkenler olabileceği gibi çevresel faktörler de olabilir. Göz kuruluğu hastanın yaşam kalitesini son derece bozan bir hastalıktır. Göz kuruluğuna romatizmal hastalıkların eşlik ettiği durumlarda ise göz kuruluğu daha ağır olup, görme kaybına kadar gidebilen ciddi sonuçlara yol
Ancak son yıllarda tıp alanında yapılan gelişmeler sayesinde göz hastalıkları kısa sürede teşhis edilerek tedavi edilebiliyor. 15 Ocak 2016, Cuma | Göz Hastalıkları Gelişen teknoloji ve son yıllarda tıp alanında yapılan yenilikler sayesinde göz rahatsızlıkları zamanında teşhis edilerek, kısa sürede tedavi edilebiliyor.
8dUn3s. Tanımı Klinik Önemi Sebepleri ve Risk Faktörleri Bulguları Testleri ve Tanısı Tedavisi Yavaş ve sabit hızda üretilen gözyaşı gün boyu gözü yıkayarak nemli kalmasını ve rahat çalışmasını sağlar. Bazen gözyaşı yeterli miktarda üretilemez. Bazı durumlarda ise gözyaşının kalitesi bozuktur, gözü nemli tutamaz ve görevini yerine getiremez. Her iki durumda göz kuruluğu ya da oftalmoloji pratiğindeki adıyla kuru göz ortaya çıkar. Düzenli göz kırpma hareketi sayesinde göz yüzeyinde pürüzsüzlük sağlayan gözyaşı film tabakası ince tabaka sadece sudan oluşmaz; içinde yağ ve mukus katmanları ihtiva eder. Yağ ve mukus göz kapağında sağlıklı çalışan salgı bezleri sayesinde üretilir. Göz kapağı kenarı veya iç yüzeyinin enfeksiyonlarında yağ ve mukus salgı bezleri etkileneceğinden sağlıklı göz yaşı film tabakası oluşturulamaz. Bu nedenle göz kapağı temizliği blefarit ve konjunktivit ile buna bağlı gelişebilecek göz kuruluğu ihtimalini azaltması açısından önemlidir. Gözün nemli kalması sağlık açısından gereklidir. Kuru göz tedavi edilmediği takdirde korneada iltihap, enfeksiyon veya skarlaşmaya varan ağır hasar oluşur. Gözün nemli kalması sağlık açısından gereklidir. Kuru göz tedavi edilmediği takdirde korneada iltihap, enfeksiyon veya skarlaşmaya varan ağır hasar oluşur. Kuru göz başka sorunları işaret edebilir. Bu nedenle bu hastaları bazen farklı branştaki doktorların görmesi gerekebilir. Kullanılan ilaç isimleri de dahil olmak üzere doktora aktarılacak tüm bilgiler sebebi ortaya çıkarmakta yardımcı olacaktır. Eğer bir kişi suni gözyaşı damlası kullanmasına rağmen gözündeki kaşıntı ya da tahriş devam ediyorsa göz doktoruna görünmesi gerekir. Gözyaşı üretimimiz yaşlandıkça azalır. Her ne kadar hem kadınlarda hem de erkelerde ortaya çıksa da, kadınlar kuru gözden daha çok etkilenir. Bu durum özellikle menapozdan sonra belirginleşir. Uzun süreli kullanıan bir çok ilaç gözyaşı salgısını azaltarak göz kuruluğuna neden olur. Özellikle uzun süreli idrar söktürücü, tansiyon düşürücü, antiallerjik, antidepresan veya uyku ilaçı kullanımı göz kuruluğuna yol açar. Göz kuruluğu olan bir hastada eğer ağız kuruluğu ve artrit denen eklem hastalığı da varsa, bu kişide Sjögren hastalığı düşünülmelidir. Bu otoimmün bir hastalıktır ve daha çok orta yaşın üzerindeki bayanlarda görülür. Kuru gözün belirtileri gözde yanma, batma, yabancı cisim hissi, kızarıklık, kaşıntı, aralıklı bulanık görme, çapaklanma, kontak lens kullanırken zorlanma ve ışığa bakarken rahatsızlık hissidir. Kuru göz vakalarında beklenenin aksine bazen yaşarma görülür. Bunun sebebi aşırı tahriş sonucu göz yaşı bezlerinde refleks olarak salgı miktarının artması ve bu fazla miktarın göz kapaklarının taşıyabilme kapasitenin üzerine çıkmasıdır. Genel göz muayenesi ile bu hastalığın tanısını konulur. Sebebi ortaya çıkarma için hastadan alınacak bilgiler değerlidir. Kesin tanı için gözyaşı üretimini ölçen testler yapılır. Schirmer testi denilen bir testte, alt gözkapağı iç yüzüne yerleştirilen bir filtre kağıdı ile göz yaşının miktarı ölçülür. Gerektiğinde bir başka yöntem olan göze özel boya floresein veya rose bengal damlatarak göz yüzeyindeki kuruluğun derece tespiti yapılır Kuru gözü tedavi etmenin değişik yöntemleri vardır. Bunlardan en yaygın olanı eksiği duyulan göz yaşını yerine koymaktır. Suni gözyaşı damlaları gözü nemlendirerek şikayetlerin azalmasına ve kapakların rahat hareket etmesine yardımcı olur. Suni gözyaşı damlalarını bazı hafif olgularda günde bir iki defa kullanmak yeterli olabildiği gibi bazı ağır olgularda saat başı damlatmak gerekebilir. Kuru Göz hastaları içindeki koruyucu ve yardımcı maddeler nedeniyle suni göz yaşı damları da dahil olmak üzere göz damlalarına karşı duyarlıdırlar. Bu maddeler gözde tahrişe sebep olur ve rahatsızlık yaratır. O nedenle kuru göz hastası olan kişilerin koruyucu madde içermeyen tek dozluk sine formu göz ilaçlarını kullanmaları daha doğru olacaktır. Hastanın kendi mevcut gözyaşından faydalanma metodu gözleri nemli tutmak için kullanılan bir diğer tedavi seçeneğidir. Gözyaşı, göz yüzeyinde belli bir süre kaldıktan sonra punktum denen kapakların birleştiği bölgeden küçük bir kanal ile burun içine akar. Ağladığımız zaman burnun akmasının sebebi budur. Göz doktorları eğer uygun görürse bu kanalı bir punktal tıkaç ile geçici veya kalıcı olarak kapatabilir. Böylece gözyaşı buruna ve genze akmaz ve göz yüzeyinde daha uzun süre kalır ve gözü daha uzun süre nemli tutar. Göz kuruluğu ile birlikte ağız kuruluğu olan hastalarda pilokarpin içeren tabletlerden fayda görülür. Koruyucu önlemlerin alınması tedavi kadar önemlidir. Göz kuruluğu göz kırpma refleksinin azaldığı, uzun süreli okuma ve bilgisayar ekranına bakma gerektiği durumlarda daha çok ortaya çıkar. Gözyaşı buharlaşmasından korumak için kuru göz hastalarının çok sıcak ve rüzgarlı havalarda dışarı çok çıkmaması, klima ve saç kuruma makinesi gibi hava üfleyen cihazlardan uzak durması, kapatıcı gözlük takması ve mümkünse odalarında buhar sağlayıcıları kullanması tavsiye edilir. Kuru göz hastaları ayrıca gözlerini ovalamaktan kaçınmalıdır. Bu tahrişi artırır.
Giriş Tarihi 1102 Göz Kuruluğu, Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi Göz hareketlerinin rahat bir şekilde gerçekleştirilebilmesi ve gözün sağlıklı kalabilmesi için büyük bir öneme sahip olan gözyaşının miktarı ve kalitesi bazı durumlarda azalır. Bunun sonucunda ise göz kuruluğu, diğer bir deyişle "kuru göz sendromu" ortaya çıkar. Çok sayıda insanı ilgilendiren; fakat tüm yönleriyle bilinmeyen göz kuruluğu, gözde yanma ve batma hissinin yanı sıra kızarıklık, görmede bulanıklık gibi durumlara da yol açabilmekte ve kronik hâle gelebilmektedir. Kuru göz nedir? Belirtileri nelerdir? Gözyaşının Önemi Gözyaşı; toz, duman, rüzgâr gibi çeşitli etkenler nedeniyle kirlenen göz yüzeyini temizler ve kornea yüzeyinin tahriş olmasını engeller. Gözün kırpılması sonucunda gözyaşı, göz yüzeyinin tamamına yayılır ve bu yüzeyi nemlendirir, varsa toz, is gibi etkenlerden arındırır. Gözyaşı eksikliğinde ise bu yüzey nemsiz kalacağı için yanma, batma ve kızarma gibi sonuçlar ortaya çıkar ve yüzey tahriş olmaya başlar. Gözyaşı basitçe iki türlüdür sürekli gözyaşı, tepki gözyaşı. Süerkli gözyaşı, göz yüzeyinin her zaman nemli kalmasını sağlayan ve az miktarda üretilen gözyaşıdır. Tepki gözyaşı ise ağlama ya da alerji, göze toz kaçması gibi durumlarda gözün tepkisi sonucunda ortaya çıkan gözyaşıdır. Her iki gözyaşı da göz kapakları ile göz yüzeyi arasındaki sürtünmeyi azaltıcı bir göreve sahiptir. Gözyaşının içerisinde su haricinde yağ, protein, elektrolit gibi çok sayıda madde bulunur. Bu maddelerden bazılarının fazlalığı ya da eksikliği gözyaşı kalitesini azaltabilir. Sürekli gözyaşı miktarı ve kalitesinde azalma meydana geldiğinde, göz yüzeyi yeterli seviyede beslenemeyeceğinden dolayı tahriş olmaya başlar ve enfeksiyon riskini doğurur. Göz Kuruluğunun Nedenleri Göz kuruluğuna neden olan faktörlerin sayısı oldukça fazladır; fakat bunların en yaygın olanları göze yeterli oksijen gitmemesi ve göz yüzeyinin nemsiz kalmasıyla doğrudan ilgilidir. - Kontak lens gibi protez kullanımı, - Lazerle göz ameliyatı gibi operasyonlar, - Klimalı ya da kaloriferli ortamlar, - Yoğun ışığa maruz kalma, - Uzun süre bilgisayar kullanımı ya da televizyon izleme, - Sigara kullanımı ya da dumanlı ortamlarda bulunma, - Romatizmal rahatsızlıklar, - Kalp hastalıkları ve diyabet, - Göz tansiyonu, - Yaşlılık, - Uyku hapları, antidepresan gibi ilaçlar, - Uzun süre gözün kırpılmaması, - Oksijen yetersizliği, düşük nem ve havasız ortamlar... gibi etkenler göz kuruluğnun başlıca sebepleri arasındadır. Göz Kuruluğunun Belirtileri Göz kuruluğunun başlıca belirtileri şunlardır - Gözde yanma ve batma hissi, - Göz yüzeyinin kaşınması, - Gözde uzun süreli kızarıklık, - Bulanık görme ve görmede azalma. Göz kurluğu, bunların dışında gözde yabancı cisim hissi, aşırı sulanma, gözün ağrıması ve karıncalanması gibi belirtilerle de ortaya çıkabilmektedir. Bu belirtiler kişiden kişiye ve yaşa bağlı olarak değişebileceği gibi, yukarıda sayılan nedenlere göre de değişiklik gösterebilmektedir. Göz Kuruluğunun Tedavisi Kuru göz tedavisinde amaç göz yüzeyinin nemli kalmasını sağlamaktır. Bunun içinse göz kuruluğuna neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması gereklidir. Örneğin, kuru bir havaya sahip mekânda kalan birisinin daha nemli bir ortamı tercih etmesi ya da uzun süre bilgisayar kullanan bir kuru göz hastasının bu süreyi en aza indirmesi gereklidir. Eğer göz kuruluğu kronik bir hâl almışsa, yapay gözyaşları ya da cerrahî müdahale gerekli olabilir. Sağlıkla ilgili her durumda olduğu gibi göz kuruluğunda da erken teşhis ve tedavi önemlidir. Gözde, yukarıda sayılan belirtiler gözlemleniyorsa en kısa sürede bir göz doktoruna görünmekte fayda vardır. Schirmer gözyaşı testi, boyama ya da Slit kesikli lamba muayenesi gibi çeşitli araçlarla gözyaşı miktarı ölçülmeli ve doğru teşhis konulmalıdır.
Günümüz teknolojisindeki gelişmeler sayesinde lazer tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildi. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, görme kusurlarını gideren lazer tedavisinde bilinmesi gereken 5 noktaya dikkat çekti, önemli uyarılarda bulundu. LAZER TEDAVİSİ ÖNCESİ DİKKAT Lazer tedavisi öncesinde kontakt lens kullanımına iki hafta ara verilmesi gerekir. Makyaj kalıntıları işlemi etkileyebileceğinden ameliyat günü kesinlikle makyaj yapılmamalıdır. Lazer akımları kokulardan etkilenebileceğinden ameliyat günü parfüm veya losyon dahi kullanılmamalıdır. İşlem öncesi aç olmanıza gerek yoktur. LAZER İŞLEMİ SONRASI BU YANLIŞLARDAN KAÇININ! Lazer ameliyatından sonra verilen damlalar kullanılmalıdır. Ertesi gün kontrol muayenesi yapılır ve sonrasında hastalar günlük hayatlarına dönebilirler. Herhangi bir ekran veya seyahat kısıtlaması olmamaktadır. Bununla birlikte bazı kurallara dikkat edilmesi gerekir. Gözler ovalanıp kaşınmamalı, ertesi gün göze sabun ve şampuan kaçırmamaya özen gösterilmelidir. Lazer işlemi sonrasında iki hafta süreyle havuz ve denize girilmemeli ve göz makyajı da yapılmamalıdır. LAZER TEDAVİSİ HERKESE UYGULANIR MI? Gözün lazer tedavisi için uygun olup olmadığını anlamak için göz bebeklerini damla ile büyüterek detaylı bir göz muayenesi yapılır. Kornea topografisi çekilerek gözün yapısının lazer için uygun olup olmadığına karar verilir. 18 yaş üzeri, göz numaraları ardışık muayenelerde artış göstermeyen hastalara uygulanabilir. Gebelikte ve doğumdan sonraki ilk altı ay lazer önerilmez. Romatizmal hastalıklar, diyabet, gebeler, keratokonus, glokom, üveit ve ileri derece göz kuruluğu olanlarda uygulanmaz. LAZER İLE KESİN TEDAVİ MÜMKÜN MÜ? 6 numaraya kadar olan astigmatlar, 10 dereceye kadar miyoplar ve 5 dereceye kadar hipermetropların tedavisi mümkün. İlk 3 ay içerisinde düşük olasılıkta da olsa bir miktar numara tekrar oluşabilir, genellikle gözlük kullanmayı gerektirmeyecek numaralar olup daha fazlası olduğunda tekrar lazer yapmak mümkündür. Lazer ameliyatı ileride olabilecek katarakt ameliyatına ise engel değildir. LAZER TEDAVİSİ SIRASINDA VE SONRASINDA AĞRI OLUR MU? Gözü uyuşturması için lokal anestezi özelliğine sahip göz damlaları işlem öncesi damlatılır ve bu nedenle işlem sırasında herhangi bir ağrı hissedilmez. İşlem sonrasında yaklaşık 5-6 saat kadar batma yanma hissi olabilir. İşlem ortalama 10-15 dakika sürer. Fakat operasyon öncesi hazırlıklar ve işlem göz önünde bulundurularak ortalama 2 saat hastanede geçebilmektedir. İnatçı kilolar o hastalığın habercisi olabilir! Halsizlik, uykusuzluk gibi belirtileri göz ardı etmeyin Uykusuzluk, verilmeyen inatçı kilolar, halsizlik gibi belirtilere dikkat! Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Türkan Mete, yağ dokusu artarken kol ve bacakların zayıflaması ile boyun ve ense bölgesinde yağ dokusunda artış görülmesinin cushing sendromunun başlıca belirtilerinden olduğunu söyledi. Peki, cushing sendromu neden olur, tedavisi var mı? Bruce Willis’den sonra gözler afazi hastalığında… Hastası afaziyi anlattı Konuşmamdan dolayı beni sarhoş zannediyorlar Geçtiğimiz günlerde ünlü Amerikalı aktör Bruce Willis’in afazi hastalığına yakalandığı ve bu yüzden aktörlüğü bıraktığı açıklanmıştı. Bu açıklama sonrasında gözler afazi hastalığına çevrildi.
Giriş Tarihi 0751 ABONE OL 2000'li yıllara kadar tıpta tedavisi olmayan birçok göz hastalığı için ümit verici çalışmalar var. Onlardan biri de kök hücre! Bugün kemik iliği naklinden kıkırdak dokusu hasarlarına dek birçok alanda kendisini ispatlayan kök hücre, mucizesini şimdi de gözde Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Öner, başta tavukkarası hastaları olmak üzere, kuru tip sarı nokta ve Stargardt hastalığı gibi diğer retina hastalıklarında kök hücre uygulamalarına yönelik yaptıkları araştırmada çarpıcı sonuçlar elde ettiklerini belirterek "Üç fazda toplam 57 hasta üzerinde yaptığımız çalışmalarda umut verici sonuçlar aldık. Hastaların büyük kısmında görme ile ilgili fonksiyonlarda düzelme saptadık. Sağlık Bakanlığı ile işbirliğimiz devam ediyor ve kök hücre tedavisini rutin bir tedavi şekline dönüştürmek için gayretlerimiz devam ediyor. Kök hücrenin birkaç yıl içerisinde göz hastalıklarında rutin bir uygulama arasına gireceğine inanıyorum" diye konuştu. İLK ÇALIŞMALAR 2015'TE BAŞLADI Gözde kök hücre uygulamalarına yönelik ülkemizde ilk çalışmalar 2015 yılında başladı. Prof. Dr. Ayşe Öner önderliğinde Erciyes Üniversitesi'nde yapılan çalışmanın ilk fazı 14, ikinci fazı da ileri evre 20 hasta üzerinde gerçekleşti. Araştırmanın üçüncü fazı ise Erciyes Üniversitesi işbirliğiyle 23 hastada gerçekleştirildi. Özellikle faz 2 ve 3'te hastaların büyük kısmında umut verici sonuçlar elde ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Öner, yapılan toplantıda, araştırma sonuçlarını açıkladı. Prof. Dr. Ayşe Öner şöyle konuştu "Kök hücreler, kendi kendine yenilenme ve olgun hücrelere farklılaşma kabiliyetine sahip olan, ayrışmamış hücrelerdir. Ben bunlara 'bebek hücreler' diyorum. Nasıl şekil verirseniz öyle şekil alıyor. Araştırmalarımızda kök hücreler sayesinde özellikle halk arasında 'tavukkarası' ya da 'gece körlüğü' olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalarında ve diğer retina hastalarında görme yetilerinin güçlendiğini, ölmekte olan hücrelerin de ölmesini yavaşlattığını ve özellikle faz 2 ve 3'te hiçbir yan etkisinin olmadığını gördük. Lokal anestezi ile gerçekleştirilen bu cerrahi işlem hastayı uyutmadan 20 dakika sürüyor. Çalışmalarımızın ardından gördük ki; göz kök hücre kullanmak için en uygun organlardan biri. Halen 100 kişilik bir hasta grubumuz için Sağlık Bakanlığı'nda değerlendirmede olan başvurumuz var ve hasta sayımızı giderek arttıracağız." ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ Özellikle akraba evliliklerinde sık rastlanan, genetik geçişli bir hastalık olan tavukkarasında 150'den fazla genin sorumlu olduğunu, bu nedenle hastalığın seyrinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ayşe Öner, hastalığın teşhisi ne kadar erken olursa tedavisinin de o kadar fazla etkili olacağını ve bu nedenle anne babalara da önemli görevler düştüğünü, özellikle aile öyküsü varsa çocuklarının loş ışıkta ya da hava karardığında görme güçlerini mutlaka kontrol etmeleri gerektiğini söyledi.
Bilgisayar aracılığıyla programlanmış excimer lazer ışını kullanılarak miyop, hipermetrop ve astigmat gibi görme kusurlarının giderildiğini belirten Dr. Emre Sübay, günümüz teknolojisindeki gelişmeler sayesinde lazer tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurguluyor.• Lazer tedavisi öncesi dikkat!Lazer tedavisi öncesinde kontakt lens kullanımına iki hafta ara verilmesi gerekir. Makyaj kalıntıları işlemi etkileyebileceğinden ameliyat günü kesinlikle makyaj akımları kokulardan etkilenebileceğinden ameliyat günü parfüm veya losyon dahi kullanılmamalıdır. İşlem öncesi aç olmanıza gerek yoktur.• Lazer işlemi sonrası bu yanlışlardan kaçınınLazer ameliyatından sonra verilen damlalar kullanılmalıdır. Ertesi gün kontrol muayenesi yapılır ve sonrasında hastalar günlük hayatlarına dönebilirler. Herhangi bir ekran veya seyahat kısıtlaması olmamaktadır. Bununla birlikte bazı kurallara dikkat edilmesi gerekir. Gözler ovalanıp kaşınmamalı, ertesi gün göze sabun ve şampuan kaçırmamaya özen gösterilmelidir. Lazer işlemi sonrasında iki hafta süreyle havuz ve denize girilmemeli ve göz makyajı da yapılmamalıdır.• Lazer tedavisi herkese uygulanır mı?Gözün lazer tedavisi için uygun olup olmadığını anlamak için göz bebeklerini damla ile büyüterek detaylı bir göz muayenesi yapılır. Kornea topografisi çekilerek gözün yapısının lazer için uygun olup olmadığına karar verilir. 18 yaş üzeri, göz numaraları ardışık muayenelerde artış göstermeyen hastalara uygulanabilir. Gebelikte ve doğumdan sonraki ilk altı ay lazer önerilmez. Romatizmal hastalıklar, diyabet, gebeler, keratokonus, glokom, üveit ve ileri derece göz kuruluğu olanlarda uygulanmaz.• Lazer ile kesin tedavi mümkün mü?6 numaraya kadar olan astigmatların, 10 dereceye kadar miyopların ve 5 dereceye kadar hipermetropların tedavisinin mümkün. İlk 3 ay içerisinde düşük olasılıkta da olsa bir miktar numara tekrar oluşabilir, genellikle gözlük kulanmayı gerektirmeyecek numaralar olup daha fazlası olduğunda tekrar lazer yapmak mümkündür. Lazer ameliyatı ileride olabilecek katarakt ameliyatına ise engel değildir.• Lazer tedavisi sırasında ve sonrasında ağrı olur mu?Gözü uyuşturması için lokal anestezi özelliğine sahip göz damlaları işlem öncesi damlatılır ve bu nedenle işlem sırasında herhangi bir ağrı hissedilmez. İşlem sonrasında yaklaşık 5-6 saat kadar batma yanma hissi olabilir. İşlem ortalama 10-15 dakika sürer. Fakat operasyon öncesi hazırlıklar ve işlem göz önünde bulundurularak ortalama 2 saat hastanede geçebilmektedir.
göz kuruluğu tedavisinde son gelişmeler