2g6GrW. Ali İmran Suresi 200 ayet’den oluşan Kuran’ı Kerim’in en uzun surelerinden birisidir. Bakara Suresi Okumanın Fazilet ve Faydalarını kısaca anlatmıştım. Bu yazıda ise Ali İmran Suresi’nin fazilet ve faydalarına nüzûl sebebi, peygamberlik konusuna açıklık kazandırmak, peygamberlerin Allah’a, birbirlerine ve diğer insanlara ümmete karşı görev ve sorumluluklarını belirlemek ve onlar hakkındaki yanlış görüş ve inanışları İmran Suresi FaziletleriHadis-i Şerifler’de geçen Bazı Ali İmran Suresi okumanın fazilet ve faydaları“Kim Al-i Imrân sûresini cuma günü okursa, güneş batmcaya kadar ona Allahü Teâlâ rahmet, melekler de istiğfâr ederler.”“İki beyaz gül bahçesini okuyun. Bu bahçeler Bakara ve Ali imran sureleridir. Bu iki sûre, kıyâmet gününde birer beyaz bulut, birer beyaz mermer kütlesi gibi okuyucularının üzerin de durur, mahşerin şiddetli hararetine karşı gölge yapar serinliğe vesile olur”“Allah’ü Teala’nın ism-i a’zamı şu iki âyettir Birincisi Bakara suresinin 163’üncü ayeti, İkincisi Âl-i İmran suresinin başı.”“Ali Imrân Suresini okuyan kimseye kıyamet günü Sırat üstünde, okuduğu her bir ayetin karşılığında emniyet verilir.”Abdullah bin Mes’ûd buyurdu ki“Ali İmrân suresi; gecenin sonunda kalkıp okuyan yoksul için ne güzel bir hazinedir.”Ali İmran Suresinin Tefsirini okumak isteyen kardeşlerim buradan araştırdığım bilgiler arasında şu metinlere de rastladım Mal ve mülk sahibi olmak isteyen kişi her gün 41 kere okuyup dua ederse, Allah’ü Teala’nın izniyle isteği ayet-i kerimeleri beş vakit namazdan sonra 1 kere okuduktan sonra 66 kere de “Ya Kadir, Ya Kayyum, Ya Kaviyy, Ya Kâim, Ya Kuddûs” deyip dua eden her türlü kazadan ayeti kerimeleri 92 kere okuduktan sonra, 9 kere de Esmaü’l-Hüsna’yı okuyan, hiç ummadığı lütuf ve ihsana ayetleri yazıp üzerinde taşıyan kimse, tüm kötülüklerden korunur, büyük bir saadete kavuşur. Şayet ağlayan çocuklar’ın üzerine takılırsa, biiznillah fayda Borçtan kurtulmak ve zengin olmak için Ali İmran Suresi üç defa imran Suresi’nin Konusu Nedir?Başlangıcında yüce Allah’ın “hay” ve “kayyum” olduğu hatırlatılan ve Kur’ân-ı Kerîm’in önceki ilâhî kitapları onaylama özelliğinden söz edilen bu surede, vahye dayalı dinler arasındaki tekamül ilişkisine işaret edilmekte, Allah katında yegane geçerli dinin İslam olduğu inanç esasları özellikle ulühiyyet ve nübüvvet ile bir ve takva gibi bazı temel ahlak kavramları üzerinde durulmakta, Mekke’dæki kutsal evden Kabe söz edilmekte, hac vecibesine ve başka bazı ameli görevlere özellikle, hıristiyanların Hz. İsa’yı tanrılaştırmaları, yahudilerin de ona iftira ve karalamalarda bulunmaları, bu suretle her iki din mensuplarının da onun hakkında aşırılıklara sapmaları karşısında İslam ümmetinin gerçekten ayrılmayan ve orta yolu gösteren bir hakem görevi üstlenmiş olacağı ima edilmekte; Bakara sûresinde Ehlii kitap’tan yæhudilere ağırlık verildiği gibi burada da hıristiyanlara ağırlık verilmekte, bu din mensupları ortak bir ilkeyi Allah’tan başkasına kulluk etmeme ve hiçbir şeyi O’na ortak görmeme ilkesini kabulden hareketle yürütülebilecek bir diyaloga davet taraftan müslümanlara da yüce Allah’ın lutfettiği nimetler hatırlatılıp, düşmanların tuzaklarına düşmemeleri ve üstlendikleri misyonun bilincinde olmaları gerektiği hatırlatılmaktadır. Bu temalar işlenirken Hz. Meryem, Zekeriyya, Yahya, İsa ve Hz. İbrahim’in hayatlarından ve İslam tebliği açısından önemli bir dönüm noktası olan Uhud Savaş’ından kesitler verilmektedir. Bu arada Uhud Savaşı sırasında ve sonrasında müslümanların, münafıkların ve müşriklerin davranışları tahlil edilip Ahmet Hoca Âl-i İmran Suresi’nin Son 10 Âyet-inin okumanın fazîleti AnlatıyorAli İmran suresinin 18. ve 19. ayetinin bir kısmı ve 26-27. ayetlerini devam eden kişi imanını korur. Allah’u Teala’nın izniyle ahirete iman ile çarpıntısı içinm Ali-İmran suresinin 83-85. ayeti kerimeleri, yeni ve topraktan pişirilmiş bir kap içerisine yazılır. temiz yağmur veya kuyu suyu ile içi doldurulur, hastaya içirilirse, Allah’u Teala’nın lütfu ile şifa bulur. Şifa Ayetleriİmanın korunması ve hidayette daim olmak için, Al-i İmran suresinin 8-9. ayetinde geçen dua okunmalıdır. Ali İmran suresinin 8. ayeti sabah akşam 7 defa okuyan kimsenin kalbini Allah’u Teala’nın arındıracağı ve son nefesini kamil bir iman ile vermesine vesile olacağı rivayet Teala’dan hakiki manada korkan müminler Al-i İmran suresinin 16. ayetinde zikredildiği şekilde dua İmran suresinin 53. ayetinde geçen dua, Hz. İsa aleyhisselam’a iman eden havarilerin yaptıkları bir duadır. Ahirette sahabe ve salihlerle beraber olmak için ara ara türlü maddi ve manevi rahatsızlıkları olan kişiler Ali İmran suresinin ayetini ve Fetih suresinin 29. cu ayetini yazıp çokça okumalıdır.
❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio ٱللَّهُ لَطِيفٌۢ بِعِبَادِهِۦ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ ۖ وَهُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ Allâhu latîfun bi ibâdihî yerzuku men yeşâu, ve huvel kavîyyul azîzazîzu. Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. Türkçesi Kökü Arapçası Allah اللَّهُ lutufkardır ل ط ف لَطِيفٌ kullarına ع ب د بِعِبَادِهِ rızıklandırır ر ز ق يَرْزُقُ kimseyi مَنْ dilediği ش ي ا يَشَاءُ ve O وَهُوَ kuvvetlidir ق و ي الْقَوِيُّ galiptir ع ز ز الْعَزِيزُ Diyanet İşleri Başkanlığı Allah, kullarına çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. Diyanet Vakfı Allah kullarına lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Allah kullarına çok lütufkardır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetli, çok güçlüdür. Elmalılı Hamdi Yazır Allah kullarına çok lütufkârdır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetlidir, çok güçlüdür. Ali Fikri Yavuz Allah, kullarına çok lütûf ihsan edendir. Her dilediğini bir türlü rızıklandırır. O, çok kuvvetlidir, her şeye gâlibdir. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Allah kullarına lûtufkârdır, her dilediğini bir suretle merzuk kılar ve o öyle kaviy öyle azîz Fizilal-il Kuran Allah kullarına lütufkardır, dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, galibtir. Hasan Basri Çantay Allah, kullarına çok lûtufkârdır. Kimi dilerse onu rızıklandırır. O muradına haakim ve kavidir, yegâne gaalibdir. İbni Kesir Allah; kullarına çok lutufkardır. Dilediğini rızıklandırır. O´dur Kavi, Aziz. Ömer Nasuhi Bilmen Allah, kullarına çok lütfedicidir, dilediğini merzûk buyurur. Ve O, her şeye kâdirdir, galiptir. Tefhim-ul Kuran Allah, kullarına karşı lütuf sahibi olandır; dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, azizdir.
Meal Ayet Arapça يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَٓاءَ كَرْهًاۜ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۚ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ ف۪يهِ خَيْرًا كَث۪يرًا Türkçe Okunuşu * Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ yahillu lekum en teriśû-nnisâe kerhâens velâ ta’dulûhunne liteżhebû biba’di mâ âteytumûhunne illâ en ye/tîne bifâhişetin mubeyyinetinc ve’âşirûhunne bilma’rûfic fe-in kerihtumûhunne fe’asâ en tekrahû şey-en veyec’alaAllâhu fîhi ḣayran keśîrân 1. Ömer Çelik Meali Ey iman edenler! Kadınları mirâs yoluyla zorla almanız size helâl değildir. Onlar apaçık bir hayâsızlık yapmadıkça, kendilerine verdiğiniz şeylerin bir kısmını geri almak için onları sıkıştırmayın. Eşlerinizle hoşça ve güzelce geçinin. Onlardan hoşlanmazsanız da sabredin. Olabilir ki bir şey hoşunuza gitmez de, bakarsınız Allah onda sizin için pek çok hayırlar takdir etmiştir. 2. Diyanet Vakfı Meali Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız biliniz ki Allah'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz. 3. Diyanet İşleri Eski Meali Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıştırmanız da helal değildir. Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur. 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali Ey o bütün iyman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size halâl olmadığı gibi verdiğiniz mehrin birazını kurtaracaksınız diye onları tazyık etmeniz de halâl olmaz, meğer ki arayı açacak bir fuhş irtikâb eylemiş olsunlar, haydin onlarla güzel geçinin, şayed kendilerini hoşlanmadınızsa olabilir ki siz bir şeyi hoşlanmazsınız da Allah onda bir çok hayırlar takdir etmiş bulunur 7. Hasan Basri Çantay Meali Ey îman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmanız ve onların — kendilerine verdiğiniz mehir den birazını gider ib elinize geçire bilmeniz için — tazyik etmeniz size halâl olmaz. Meğer ki arayı açacak bir fuhuş irtikâb etmiş olsunlar. Onlarla kadınlarınızla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur. 8. Hayrat Neşriyat Meali Ey îmân edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl olmaz! Verdiğiniz mehrin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın; ancak apaçık bir hayâsızlık yapmaları müstesnâ. Hem onlarla iyi geçinin! Fakat onlardan hoşlanmazsanız artık sabrediniz, olur ki bir şey hoşunuza gitmez de Allah, onda birçok hayır takdîr etmiş bulunur. 9. Ali Fikri Yavuz Meali Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size halal olmaz. Cahiliyyet devrinde mevcud bir âdete göre, bir erkek, akrabasından ölen birinin malına varis olduğu gibi, onun karısına da varis olurdu. Bunu isterse mihir vermeksizin kendine nikâhlar ve dilerse mihrini almak suretiyle başkasına nikâhlardı. Bu âyet-i kerime o kötü âdeti yasaklamıştır. Verdiğiniz mehrin birazını kurtaracaksınız diye, onları tazyik etmeniz, mal karşılığında boşamak istemeniz de helâl olmaz. Meğer ki onlar, arayı açacak bir fuhuş irtikâp etmiş olsunlar. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur. 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ey mü'minler! Kadınlara zor zoruna varis olmanız ve onlara vermiş olduğunuzun bazısını giderip kurtarmanız için onları tazyik etmeniz sizin için helâl olmaz. Meğer ki apaçık bir fuhuş yapıversinler. Ve onlarla maruf veçhile geçininiz. Şayet onları kerih görür iseniz, olabilir ki siz bir şeyi kerih görürsünü, Allah Teâlâ ise onda birçok hayır vücuda getirir. 11. Ümit Şimşek Meali Ey iman edenler! Kadınları zorla miras olarak almak size helâl olmaz. Onlar apaçık bir fuhuş irtikâp etmedikçe, kendilerine vermiş olduğunuz mehirden birşeyler koparabilmek için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Onlardan hoşlanmayacak olsanız da, bakarsınız, Allah, sizin hoşlanmadığınız birşeyde nice hayırlar yaratmıştır. 12. Yusuf Ali English Meali O ye who believe! Ye are forbidden to inherit women against their will. Nor should ye treat them with harshness, that ye may Take away part of the dower ye have given them,-except where they have been guilty of open lewdness; on the contrary live with them on a footing of kindness and equity. If ye take a dislike to them it may be that ye dislike a thing, and Allah brings about through it a great deal of good. Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Nisâ Sûresi 19. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.
Nisâ Sûresi 19. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Fazileti Nisâ Sûresi Hakkında Nisâ sûresi Medine’de nâzil olmuştur, 176 âyettir. İsmini, birinci âyette geçen ve “kadınlar” mânasına gelen اَلنِّسَاءُ Nisâ kelimesinden alır. Ayrıca bu kelime sûre boyunca sıkça tekrar edilmektedir. Mushaf tertîbine göre 4, nüzûl sırasına göre 98. sûredir. Kur’ân-ı Kerîm’in 114 sûresi içinde اَلرِّجَالُ ricâl yani “Erkekler” ismini taşıyan bir sûre olmayıp, “Nisâ” ismiyle anılan bir sûrenin olması ve sûrede daha çok kadınlarla alakalı konuların ele alınması, İslâm’ın kadına verdiği değer açısından dikkat çekicidir. Daha önce hep ikinci planda tutulmuş ve hakları yenmiş kadınları onurlandırmanın ve onları İslâm toplumu içinde layık oldukları yere oturtmanın açık bir işaretidir. Nisâ Sûresi Konusu Sûrede öncelikle toplumun temeli olan ailenin istikrarı için gereken tavsiye ve direktifler verilir. Bu açıdan bilhassa nikah ve mirasla alakalı hükümler açıklanır. Kadından ve kadınların toplum içindeki yerinden bahsedilir. Kadınlarla erkeklerin aynı asıldan geldiklerine vurgu yapılarak, akrabalık haklarına riayet emredilir. Emanetin ehline verilmesinin ve adâletin lüzumu hatırlatılır. Ayrıca vakit namazı, korku namazı, namaz için gerekli taharet ve teyemmüm gibi konulara temas edilerek insanların sağlam ve sıhhatli bir kulluk şuuru oluşturmalarında önemli hususlara yer verilir. Mü’minler kendilerini savunmaya teşvik edilir. Bununla birlikte onlara İslâm’ı tebliğ etmenin ehemmiyeti de öğretilir. Hicretin hükmü açıklanır. Mü’minlerle “münafıklar, yahudiler ve müşrikler” arasındaki münâsebetlere ait hükümler getirilir. Yahudilerin bazı yanlış inanç, tutum ve davranışları tenkit ve tashih edilir. Her şeyin ötesinde en çok müslüman fert ve toplumu kuvvetlendirme ve sağlam bir birlik oluşturma gayesiyle, müslüman şahsiyetinin ve ahlâkî karakterinin mükemmel, yüksek ve güçlü olması yönünde telkinler yapılır. İbn Abbas şöyle der Nisâ suresinde bulunan sekiz âyet, bu ümmet için güneşin üzerine doğduğu ve battığı şeylerin hepsinden hayırlıdır “Allah, haramları ve helâlleri size apaçık bildirerek yolunuzu aydınlatmak istiyor …” Nisâ 4/26 “Allah sizi günahlardan, yanlış yollara gitmekten koruyup affına ve rahmetine yöneltmek diliyor.…” Nisâ 4/27 “Allah sizin yükünüzü hafifletip dinî hayatı yaşanılır kılmak istiyor. …” Nisâ 4/28 “Siz eğer yasaklanan büyük günahlardan sakınırsanız, biz sizin küçük günahlarınızı örteriz…” Nisâ 4/31 “Allah zerre kadar bile olsa kimseye zulmetmez.” Nisâ 4/40 “Allah, kendisine şirk koşulmasını kesinlikle bağışlamaz. Bunun altındaki günahları ise dilediği kimse için affeder…” Nisâ 4/48 “Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, şüphesiz Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olarak bulur.” Nisâ 4/110 “Eğer siz şükredip inanırsanız Allah size ne diye azap etsin.” Nisâ 4/147 İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân, I, 448 Nisâ sûresi, içerisinde hukukî ve ahlâkî hükümlerin en çok bulunduğu sûrelerden birisidir. Kulların bütün bu ağır hükümlerin üstesinden gelebilmeleri için sûreye takvâdan ve Allah’ın her şeyi görüp bildiğinden söz edilerek başlanmaktadır. Nisâ Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada dördüncü, iniş sırasına göre doksan ikinci sûredir. Mümtehine sûresinden sonra, Zil âl’den önce inmiştir. Bakara, Enfâl, Âl-i İmrân, Ahzâb ve Mümtehine sûreleri Medine’de Nisâ’dan önce nâzil olmuştur. Sûrenin, hicretten sonra 5 veya 6. yılda, Müreysî Gazvesi’nde dinî hükümler ve uygulamalar arasına girdiği bilinen teyemmüm âyetini ihtiva etmesi ağırlıklı olarak bu yıllarda indiğini düşündürmektedir. Buhârî’de yer alan “Ferâiz”, 14 Nisâ sûresinin 176. âyetinin Kur’an’ın son âyeti olduğu yönündeki rivayet dikkate alındığında, başka bazı sûreler gibi bunun da nüzûlünün geniş bir sürede tamamlandığı söylenebilir. Sûrenin hicret günlerinde veya Mekke’de nâzil olduğunu ifade eden rivayetler zayıf bulunmuştur. “Ey insanlar!” hitabıyla başlayan sûrelerin Mekke’de vahyedildiği yönündeki kabulden hareketle ileri sürülen son iddiaya şöyle karşı çıkılmıştır Medine’de geldiği bilinen birçok âyette benzer hitaplar bulunmaktadır ve Medine’de “ey insanlar!” denildiğinde bununla yalnızca Medineliler kastedilmez; dolayısıyla bu hitap Mekke’de inişin işareti değildir İbn Âşûr, IV, 212. Nisâ Sûresi Fazileti İbn Abbas şöyle derNisâ suresinde bulunan sekiz âyet, bu ümmet için güneşin üzerine doğduğu ve battığı şeylerin hepsinden hayırlıdır“Allah, haramları ve helâlleri size apaçık bildirerek yolunuzu aydınlatmak istiyor …” Nisâ 4/26“Allah sizi günahlardan, yanlış yollara gitmekten koruyup affına ve rahmetine yöneltmek diliyor.…” Nisâ 4/27“Allah sizin yükünüzü hafifletip dinî hayatı yaşanılır kılmak istiyor. …” Nisâ 4/28 “Siz eğer yasaklanan büyük günahlardan sakınırsanız, biz sizin küçük günahlarınızı örteriz…” Nisâ 4/31“Allah zerre kadar bile olsa kimseye zulmetmez.” Nisâ 4/40 “Allah, kendisine şirk koşulmasını kesinlikle bağışlamaz. Bunun altındaki günahları ise dilediği kimse için affeder…” Nisâ 4/48 “Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, şüphesiz Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olarak bulur.” Nisâ 4/110“Eğer siz şükredip inanırsanız Allah size ne diye azap etsin.” Nisâ 4/147 İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân, I, 448 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَرِثُوا النِّسَٓاءَ كَرْهًاۜ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اِلَّٓا اَنْ يَأْت۪ينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۚ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ ف۪يهِ خَيْرًا كَث۪يرًا ﴿١٩﴾ Karşılaştır 19 Ey iman edenler! Kadınları mirâs yoluyla zorla almanız size helâl değildir. Onlar apaçık bir hayâsızlık yapmadıkça, kendilerine verdiğiniz şeylerin bir kısmını geri almak için onları sıkıştırmayın. Eşlerinizle hoşça ve güzelce geçinin. Onlardan hoşlanmazsanız da sabredin. Olabilir ki bir şey hoşunuza gitmez de, bakarsınız Allah onda sizin için pek çok hayırlar takdir etmiştir. TEFSİR Âyetin iniş sebebi hakkında İbn Abbas şöyle der“Câhiliye döneminde bir adam öldüğü vakit onun velileri, adamın hanımı üzerinde daha bir hak sahibi olurlardı. Onlardan biri istediği takdirde onunla evlenebilirdi. İsterlerse onu başkasıyla evlendirir, istemezlerse evlendirmezlerdi. Onlar, kadının akrabalarından daha çok onun üzerinde hak sahibi idiler. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldu. Buhârî, Tefsir 4/6; Ebû Dâvûd, Nikâh 23Âyetteki “kadınları mirâs yoluyla zorla almak” ifadesi kadınların kendisi için söz konusudur. Âyetin bu kısmına “kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir” şeklinde mâna vermek de mümkündür. Bu ifade ise onların malları için söz konusudur. İslâm’dan önce her ikisi de yapılmaktaydı. Bir adam, babası öldüğünde üvey annesine sahip olurdu. Eğer ölen kişinin başka bir eşinden oğlu yoksa, şayet kadın erken davranıp akrabalarının yanına kaçamazsa, ölenin yakınlarından birisi kadının üzerine bir elbise atar ve ona sahip olurdu. İstediği takdirde ölenin verdiği mehir dışında herhangi bir mehir vermeksizin onunla evlenirdi. İsterse de başkasıyla evlendirir, mehrini kendisi alır, kadına o mehirden bir şey vermezdi. Bir de kadının kendisine değil, malına zorla vâris olmak vardı. Bu da iki şekilde olurdu Ya kocası karısını sevmediği halde boşamaz, ölmesini ve malının kendisine kalmasını beklerdi. Ya da veliler velayetleri altındaki kadın ve kızları evlendirmez, böylece mallarının kendilerine kalmasını isterlerdi. İslâm geldikten sonra câhiliye döneminin bütün bu haksız âdetleri sona ermiştir. bk. Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, X, 9-10 “Apaçık bir hayâsızlık” kaydı zinayı veya karı kocanın ayrılmasını gerektirecek bir davranışı, hak ve sınır tanımaz bir durumu ifade eder. Kadın evlilik hukukunun sona ermesini gerektirecek böyle bir harekette bulunursa ancak, koca daha önce kendisine verdiği mehrin bir kısmını almak için kadını zorlayabilir ve böylelikle evliliği sona erdirebilir. Eğer böyle bir durum yoksa, erkeğin eşiyle iyi geçinmesi, ona karşı dinin meşrû gördüğü, aklın ve örfün hoş karşıladığı şekilde muamele etmesi son kısmı, âile yapısını ayakta tutmak için çok mühim bir kaide koymaktadır Evliliğin başında kişinin eşinin gerek fizikî güzellik gerek ahlâk bakımından bazı hoşa gitmeyen eksiklikleri olabilir. Koca ilk planda bunlara takılarak hemen eşini boşama yoluna gitmemelidir. Sabırlı, soğuk kanlı ve dikkatli davranmalıdır. Çünkü o hanımın mutlu bir aile hayatının temini için henüz keşfedilmemiş farklı güzellikleri olabilir. Bu güzelliklerin ortaya çıkmasına fırsat vermek gerekir. Zamanla onun iyi yönlerinin, eksikliklerinden daha fazla olduğunu ve onların eksikliğini kapatacak kadar baskın olduğunu anlayabilir. Resûlullah “Mü’min bir erkek, mü’min olan hanımından tiksinip nefret etmesin. Çünkü onun bir huyundan hoşlanmayacak olsa dahi, bir başka huyundan hoşlanabilir” Müslim, Radâ 61 buyurur. Bu sebeple kocanın uzun bir süre düşünmeden, hanımının eksisini artısını tartmadan onu boşamaya karar vermesi doğru değildir. Çünkü boşanma, Allah’ın sevmediği ve başka çare kalmayınca başvurulacak bir durumdur. Evlilik ise, ortada ciddi bir sebep bulunmadığı halde sadece duyguların tesiriyle kolayca bozulabilecek bir akit ne olursa olsun erkek eşini boşayıp yerine bir başkasını almak istiyorsa, evvelki eşine çuvallar dolusu mehir vermiş de olsa ondan bir şeyi alması helâl olmaz Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
Şura Süresi fazileti ve sırları Allah’ın kullara olan hitabıdır. Kur’an-ı Kerimin önemli surelerinden olan Şura süresi ve ayetleri yeni nazil oluyormuş gibi hala gençliğini ve tazeliğini korumaktadır. Tıpkı şu sözün doğrululuğu gibi “Zaman ihtiyarlandıkça Kur´an gençleşiyor” Bu nedenle Şura süresinin ayetleri zahir ve sarih manasından başka çok ince ve latif manaları da vardır. Kişi okuduğu zaman bir takım maddi ve manevi armağanlar verilir. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm okumak ve okutmak çok sevâbdır. Kur’ân-ı Kerîm okumakla alâkalı olarak sevgili Peygamberimiz buyurdu ki “Ümmetimin en hayırlısı, Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenen ve öğretendir.” Kur’an okumaktan maksat, öncelikle onun emir ve nehiylerine uymaktır. Fakat sadece okumanın da sevabı ve mükâfatı vardır. Kur’an, insanlığın hakikî saadetini te’min edecek her türlü îtikad, amel ve ahlâk esaslarını ihtiva eder. Hem lâfzı, hem de mânası itibariyle, en büyük ve ebedi bir mu’cizedir. Peygamberimiz asm bu hususta şöyle buyurmuştur “Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları kadar mu’cize verilmiş olmasın. Mu’cize olarak bana verilen ise, ancak Allah’ın bana vahyettiği Kur’andır. Bunun için kıyâmet gününde ben, peygamberlerin en çok ümmeti bulunanı olacağımı ümid ederim.” Buhari, Fezailü’l-Kur’an, 1 Kur’ân-ı kerîmin kırk ikinci sûresi. Şûrâ sûresi, Mekke’de nâzil oldu indi. Elli üç âyet-i kerîmedir. Otuz sekizinci âyetinde geçen Şûrâ kelimesinden dolayı, Sûret-üş-Şûrâ denilmiştir. Sûrede; Allahü teâlânın kudret ve azameti, müşriklerin âhiretteki cezâları, Allahü teâlânın lütfu ve affının çokluğu bildirilmektedir. Kurtubî, Ebû Hayyan, İbn-i Abbâs, Râzî ŞURA SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR? “Kabul edilen şeyin ardından, Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında boştur.” ayetinin 16. ayet nüzul sebebiyle ilgili olarak İbni Münzir, İkrime’den şöyle rivayet etmiştir “Allah m yardımı ve zaferi gelince…” Nasr, 110/1 ayeti nazil olunca, Mekke müşrikleri, aralarında bulunan müminlere “İnsanlar grup grup Allah’ın dinine madem girdiler, o halde aramızdan çıkın, ne diye hala aramızda duruyorsunuz!” dediler. Bunun üzerine “kabul edilen şeyin ardından, Allah hakkında tartışmaya girenlerin…” ayeti nazil oldu. Ayet hakkında Abdürrezzak’ın Katade’den rivayeti ise şöyledir Allah hakkında münakaşa edenler, Yahudi ve Hristiyanlardır. Onlar şöyle demişlerdir Bizim kitabımız sizin kitabınızdan öncedir. Peygamberimiz de sizin Peygamberinizden öncedir. O halde biz sizden daha hayırlıyız. ŞURA SÛRESİ’NİN FAZİLETİ VE YARARLARI* Kim Şûrâ sûresini okursa, meleklerin istiğfâr ve merhamet istedikleri kimselerden olur. Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri * Bu sureyi okuyan kimse bi-iznillah hasmını malup eder. * Ciğer rahatsızlığı olanlar, bu sureyi yazıp zemzem suyunun içinde beklettikten sonra içerlerse, bi-iznillah şifa olur. * Hafızayı kuvvetlendirip bir daha unutmamak isteyen kişi Şura suresinin 52-53. ayetlerini yazıp içersinde zemzem ve az bir miktar bal bulunan bir kabın içinde bekletip, üç cuma sabahı aç karnına içerse, biz-iznillah şifa olur. * Şura suresini 33 defa okuyan kimseyi, Allah u teala düşman korkusundan emin Suresi Kuranı kerimin 484. ayettir. * Şerri Büyük kişilerden korunmak için Şura Suresi sürekli okunmalıdır. * Organlarında her hangi bir rahatsızlık olan kimse için Şura Suresi zemzem suyuna okunup içirilerse Allahın izniyle hasta sağlık bulur. * Ticarethanesi batan, işleri yolunda gitmeyen kardeşlerimiz Şura Suresini bol bol okusun, * Kurak Bölgelerde Yağmur için Şura Suresinin 28. ayeti kerimesi bolca zikredilmelidir, * Hafıza zayıflığı çeken her kimse Şura Suresinin 52 ve 53. ayeti kerimelerini sürekli zikrederse Allahü Teala’nın izniyle hafıza problemleri ortadan yok olur..
sura suresinin 19 ayetinin fazileti