Nazım Hikmet 'fiziğin ve maddenin' etrafında insanı somutlaştıran bir şiiri bütün ayrıntısıyla yazdı. Şiirinde çağlayıp akan 20. yüzyıl ve yaşadığı gündür. Mevlevi tarikatından gelen ve özgürlükçü bir adam olan dedesinden Tevfik Fikret’in, Mehmet Emin’in şiirlerini dinlemeye başlayan on bir yaşındaki Nâzım Hikmet, 3 Temmuz 1913’te, 1. Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, ilk şiiri “Feryâd-ı Vatan”ı yazar. Nazım Hikmet - Diğer Şiirlerinden Seçmeler. Ceviz Ağacı İle Topal Yunus'un Hikayesi - (2069 - Okuma) Büyük Taarruz - (10543 - Okuma) Ceviz Ağacı - (2096 - Okuma) Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin - (2162 - Okuma) Tahir'le Zühre Meselesi - (7586 - Okuma) Bir Küvet Hikayesi - (1954 - Okuma) TÜRK KÖYLÜSÜ - (2808 - Okuma) Dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet’in “İstanbul’da 1 Mayıs” şiiri, ilk kez Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) tarafından yayınlandı. İstabul’da 1 Mayıs Şiiri TÜSTAV Komintern Arşivi’ndeki yer alan Nazım Hikmet’in şimdiye kadar gün yüzüne çıkmamış bu şiirini Banu İşlet buldu ve transliterasyonunu yaptı. * transliterasyon: Bir yazı Nâzım Hikmet’in kendi sesinden Saman Sarısı adlı şiirini dinleyebilirsiniz: Abidin Dino, tablolarına hayranlık duyan Nâzım Hikmet’in sorusuna “Mutluluğun Resmi” adlı bir tablo çizerek yanıt vermese de dostunun kendisini andığı şiire ithafen “Mutluluğun Resmi” başlıklı şiiri yazdığı iddia edilmektedir ( Bu FQ8o. BİR AYRILIŞ HİKAYESİErkek kadına dedi ki- Seni seviyorum,ama nasıl?avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıpparmaklarımı kanatarakkırasıya,çıldırasıya...Erkek kadına dedi ki- Seni seviyorum,ama nasıl?kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,yüzde yüz, yüzde bin beşyüzyüzde hudutsuz kere yüz...Kadın erkeğe dedi ki- Baktımdudağımla, yüreğimle, kafamla;severek, korkarak, eğilerek,dudağına, yüreğine, ne söylüyorsamkaranlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...Ve artıkbiliyorumToprağınYüzü güneşli bir ana gibiEn son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...Fakat neyleyimsaçlarım dolanmışölmekte olanın parmaklarınabaşımı kurtarmam kâbildeğil!Senyürümelisin,yeni doğan çocuğungözlerine bakarak...Senyürümelisin,beni bırakarak...Kadın kitap düştü yere...Kapandı bir pencere...AYRILDILAR...NAZIM HİKMET RAN Sen esirliğim ve hürriyetimsinÇıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,Sen ela gözlerinde yeşil hareler,Sen büyük,güzel ve muzaffer,Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin1948 Seni Düşünüyorum Türkiye Komünist Partisi, T. K. P.'m benim, seni düşünüyorum. Sen dünümüz, bugünümüz, yarınımızsın, en büyük ustalığımız, en ince hünerimizsin. Sen aklımız, yüreğimiz ve bir anılır şanlı soyun var sen küçük kardeşisin ' bana bugünMübarek alnındaki yara yerinleve işçi bileklerinde zincir izleriyle dimdik, pırıl yalnız seninleBacımınkiler gibi gök gözlü şehrim, İstanbul'um, seni düşünüyorum. Oturmuşum deniz kıyısına, bakıyorsun limana giren Amerikan açsın, da bakıyor sana, hem de nasıl, efendinmiş, patronunmuş, sahibinmiş gibi itoğlu it. Bozkırdaki tarlalar sizi karasapanla sürülürdünüz, kavruk olurdu ekininiz, kavruktu mavruktu, buğday idi ya, Amerikan şimdi beton dökmüş oraya, ölüme uçak alanı yapmış uzun şoseler sizi kervan geçmez, kuş uçmaz, ölmeğe, öldürmeğe gidilir düşünüyorum tornacı bu sabah basıldı evin, belki şimdi Birinci Şubedesin, kolların kelepçeli arkadan, Kan içinde yüzün gözün. Biliyorum söyletemezler ?Barış Yolu? dergisini kimden alıp düşünüyorum Hasan oğlu birinin bilmem kaçıncı eri. Selam vermedin diye, çipil teğmen, basıyor tokadı sana. Sen sımsıkı duruyorsun, yüzünde beş parmağın yeri. Biliyorum Hasan oğlu Hüseyinkaçacaksın, katletmiye gitmeyeceksin Korede kardeşlerini Seni düşünüyorum Hatçe çok arık toprağa benziyorsun, hayır topraksızlığa. Beş çocuk doğurdun, üçü köy halkını peşine zaptetmeğesüngülerin ardındaki bey toprağını. Üniversiteli kız seni bir yıldır, en az üç yıl bir şiirimi okumuştun, sesin kulağımda düşünüyorum sayacı İsmail Usta, Marşal emretti, açıldı gümrük kapıları, sen dükkanın kapısını kapattın, zarf, kaat sattınGalatasaray da, postanenin sonra, sonra öldün veremdenev halkıyla beraber. Seni düşünüyorum perde indi mi gözlerine? Karanlıkta mısın? Karıcığım, seni kesildi mi büsbütün, emziremiyor musun artık tosunumu Memed'imi? Ev kirasını bu ay verebildin mi? Ben aklında mıyım? Mavi bulutlar geçiyor altın kubbelerin üzerinden, kırmızı bacaların, beyaz kulelerin üzerinden mavi bulutlar Moskova'nın pencerelerinden birinden seni düşünüyorum memleketim memleketim, Türkiye'm seni düşünüyorum zaten bir dakka çıktığın yok aklımdan, hasretin dayanılır gibi değil Moskova'da yaşamanın saadeti olmasa, burda herkes sormasa seni benden, Sovyet insanlarından her gün mektup gelmese, sevmese seni onlarbenim onları sevdiğim Nâzım Hikmet’in Ceviz Ağacı Şiirini Hapishaneden Firar Ettikten Sonra Gülhane Parkı’nda Sevgilisi Piraye İle Polis Ablukası Nedeniyle Görüşememesinin Etkisiyle Yazdığı İddiası Asılsız Nâzım Hikmet’in cezaevinden kaçtıktan sonra sevgilisi Piraye ile polis ablukası altında Gülhane Parkı’nda buluşamadığı ve bu sergüzeştin ardından Ceviz Ağacı’nı yazdığı iddiası, gerçeği yansıtmayan bir hikâyedir. Nâzım Hikmet, Ceviz Ağacı şiirini 1 Temmuz 1957’de Bulgaristan’ın Balçık adlı kentinde yazmıştır. Hikâyede aktarılanın aksine, herhangi bir cezaevinden kaçmayan Nâzım Hikmet, Ceviz Ağacı’nı yazdığında Piraye Altınoğlu’yla değil Münevver Andaç ile birlikteydi. Bugünkü konumuz Nâzım Hikmet’in 15 Ocak 1902 — 3 Haziran 1963 “Ceviz Ağacı” şiirini yazma hikâyesi. Önce şiiri alıntılayalım CEVİZ AĞACI Başım köpük köpük bulut, İçim dışım deniz, Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, Budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz. Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril. Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var, Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a. Yapraklarım bakarım. Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u. Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında Nâzım Hikmet’in kendi sesinden dinleyebilirsiniz Kaynak TRTArşiv – 112’den itibaren Cem Karaca tarafından bestelenerek seslendirilen şiir hafızalarda köklü bir yer edinmiş vaziyette. Ceviz Ağacı Şiirine İlişkin Ortaya Atılan Anlatılar Ceviz Ağacı şiirinin hikayesi hakkında birçok rivayet söz konusu. Bu rivayetler arasında en bilindik olanı Nâzım Hikmet’in cezaevinden kaçtıktan sonra sevgilisi Piraye ile polis ablukası altında Gülhane Parkı’nda buluşamadığı ve bu sergüzeştin ardından Ceviz Ağacı’nı yazdığı iddiasıdır. Nâzım Hikmet’in Ceviz Ağacı şiirini Bursa Cezavinden firar ettikten sonra kaçakken yazdığını öne süren Ekşi Sözlük girdisi Bu yönde olup, yaygın şekilde paylaşılan bir anlatı şu şekilde Nazım Hikmet, kaçak olduğu ve polis tarafından aranıldığı günlerden bir gün sevgilisi Piraye ile buluşmak ister. Bu sebeple de güvendiği bir arkadaşı ile haber ulaştırır Piraye’ye. Fakat Hikmet’in arkadaşı sanıldığı gibi güvenilir biri değildir. Öyle ki, bu arkadaş polislere ”Nazım, Gülhane Parkı’nda, en ulu ceviz ağacının altında olacak” diye haber uçurur. Gelgelelim buluşma günü gelip çatar, Piraye’nin hasreti ile yanan Nazım Hikmet, Gülhane Parkı’na gelir. Gelir gelmesine de, her yer polis kaynamaktadır. Derken polislere görünmemek için meşhur ceviz ağacına tırmanıverir. Nazım ağacın tepesindeyken, sevgilisi Piraye ceviz ağacının altında belirir ve kendisini beklemeye başlar. Polisler ise uzaktan Piraye’yi gözetlemekte, Nazım’ın onun yanına gelmesini beklemektedir. Polisler bir köşede, Piraye ağacın altında, Nazım ağacın tepesinde… Herkes birbirini beklemektedir. Bizim şair ne ağaçtan inebilir ne de sesini duyurabilir sevdasına. Ve çaresiz çıkarıp kağıdını kalemini, o meşhur şiirini yazar “Başım köpük köpük bulut içim dışım deniz/ Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda/Budak budak serham serham ihtiyar bir ceviz/Ne sen bunun farkındasın ne polis farkında/Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda/Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl/Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril/Koparıver gözlerinin gülüm yaşını sil/Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var/Yüz bin elle dokunurum sana İstanbul’a/Yapraklarım gözlerimdir şaşarak bakarım/Yüz bin gözle seyrederim seni İstanbul’u/Yüz bin yürek gibi çarpar çarpar yapraklarım” Nazım ağacın tepesindeyken, sevgilisi Piraye ceviz ağacının altında belirir ve kendisini beklemeye başlar. Polisler ise uzaktan Piraye’yi gözetlemekte, Nazım’ın onun yanına gelmesini beklemektedir. Dünyanın en büyük şairlerinden birinin sevdalısı olmuş, adına nice şiirler yazılmış, güzel sevilmiş; ama bir o kadar da aşk acısı çekmiş bir kadındı Piraye. Nazım Hikmet’in ikinci eşi olan Piraye’den bir de oğlu bulunmaktadır Nazım Hikmet’in. Nitekim Nazım Hikmet’in onun için yazdığı şiirlerden birinin dizeleri ise tam olarak şöyleydi “Bu geç vakit/bu sonbahar gecesinde kelimelerinle doluyum/ zaman gibi, madde gibi ebedî/göz gibi çıplak/el gibi ağır ve yıldızlar gibi pırıl pırıl kelimeler/Kelimelerin geldiler bana/yüreğinden, kafandan, etindendiler/Kelimelerin getirdiler seni/ onlar ana, onlar kadın ve yoldaş olan… /Mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar/ kelimelerin insandılar…” Nazım Hikmet’in Ceviz Ağacı şiirini Gülhane Parkında Piraye Hanım için yazdığını öne süren paylaşım Daha özet bir anlatı şöyle “Nâzım, Gülhane Parkı’ndaki bir ceviz ağacının altında sevgilisi ile buluşmak üzere randevulaşır. Buluşacakları gün gülhane parkına gider ve ceviz ağacının altında beklemeye başlar, tam bu sırada polisler de orada devriyeye çıkmıştır. O dönemlerde Nâzım Hikmet arananlar listesinde olduğu için polislerden gizlenmek durumunda kalır ve bu ceviz ağacına çıkar. Nazim Hikmet ağacın tepesindeyken sevgilisi Piraye gelip her şeyden habersiz ceviz ağacının altında beklemeye başlar. Polislerden dolayı aşağıya seslenemez ve çaresiz çıkarır kalemi, kâğıdı ceviz ağacının tepesinde başlar yazmaya; 7’den 70’e herkesin dilinde pelesenk olan şiirini” Nazım Hikmet’in Ceviz Ağacı şiirini Gülhane Parkında Piraye Hanım için yazdığını öne süren paylaşım Nâzım Hikmet’in Ceviz Ağacı Şiirine Dair Aktarılan Anlatı “Gerçek” Değil, Bir “Hikâye” İnternette görülen her şeye inanılmaması gerektiğine güzel bir örnek daha. Yukarıda aktardığımız Ceviz Ağacı şiirinin yazılışına dair anlatı bir “hikâye”dir. Nâzım Hikmet’in “Yeni Şiirler” adlı 1962 yılında yayınlanan şiir külliyatında yer alan Ceviz Ağacı şiirinin polis takibatı altındayken bir Gülhane Parkı buluşması planının gerçekleşememesi nedeniyle yazıldığına dair güvenilir herhangi bir kaynakta bir bilgiye de rastlanamamıştır. 1938 yılında “orduyu isyana teşvik” suçuyla 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan ve tutuklanan Nâzım Hikmet, 1950’de çıkarılan af yasasıyla serbest bırakılana kadar olan süreçte İstanbul, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde kalmıştır. 17 Ocak 1938’de tutuklanan Nâzım, 29 Aralık 1938’de İstanbul, 1940 Şubat ayında Çankırı, aynı yıl Aralık ayında da Bursa Cezaevi’ne nakledilmiştir. Nâzım Hikmet, Bursa ya da başka herhangi bir ceza evinden kaçmamıştır. Çıkarılan Genel Af Kanunu’yla 15 Temmuz 1950’de serbest kalan Nazım Hikmet, ülkesinde kendisine yaşama olanağı bulunmadığı hissiyle 17 Haziran 1951 tarihinde yurt dışına kaçmıştır. Ceviz Ağacı şiiri de işte bu dönemin ürünüdür. Nâzım Hikmet, Ceviz Ağacı şiirini 1 Temmuz 1957’de Bulgaristan’ın Balçık adlı sahil kentinde yazmıştır Nâzım Hikmet 1976. Şiirleri Bu Memleket Bizim. Bilgi Yayınevi. Bulgaristan’da 1957’de memleketinden uzakta bir yaşam sürerken Nâzım’ın, memleket hasretini bu satırlara yansıttığı, “orada dinlenirken kendini İstanbul’da Gülhane Parkı’nda bir ceviz ağacıyla özdeş gördüğü ve özlemini, kimseler bilmese de bu ülkenin bir parçası olduğunu söylediği” düşünülmektedir Alpay Kabacalı 2002. 100. Doğum Yıl Dönümünde Nâzım Hikmet’e Armağan. Kültür Bakanlığı, Sf 69 Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, yurt dışında kaleme alınan bu şiir için “Bu dönem, lirik dozun oldukça yüksek olduğu şiirlerindeki bir başka ağırlıklı tema ise, yurt özlemidir. Geride bıraktığı ülkesi, kenti, insanları, karısı ve oğlu dönüp dönüp şiirlerine girmiştir.” yorumunda bulunmaktadır. Ceviz Ağacı Hikâyesinde Piraye Hanım Değil Münevver Hanımın Yer Alması Gerekirdi Piraye, Münevver, Galina, Vera… Nâzım Hikmet’in aşk hayatının hareketliliği herkesin mâlumu. Ancak, Ceviz Ağacı şiirinin Piraye Hanım ile buluşma faslına atıfla yazıldığı iddiasının asılsızlığının diğer bir unsuru, şiirin yazıldığı dönemde Nâzım’ın gönlünün kaydığı kişinin farklı biri olması. 31 Ocak 1935’te evlendiği Piraye Altınoğlu’ndan cezaevinden tahliyesinin ardından ayrılan Nâzım Hikmet’in, dayı kızı olan Münevver Berk Andaç ile gönül ilişkisi başlamıştır. Nâzım’ın tek öz oğlu olan 1951 doğumlu Mehmet Nâzım’ın annesi Münevver Andaç’tı. Nâzım – Münevver ilişkisi, Nâzım’ın Vera Tulyakova’yla gönül ilişkisinin başlamasının ardından 1957’de sonlanmıştı. Yani, 1957’de Ceviz Ağacı’nı yazdığında Nâzım’ın gönlü Piraye Hanım’da değil, Münevver Hanım’daydı. Özetle, aktarılan “Ceviz Ağacı anlatısı” bir hikâye. Gerçek değil. Nâzım’ın dediği gibi “… dünyanın her yerinde halklar efsane uydurmaya bayılırlar. Bir kez tutunca da’ kimse kimseyi işin doğrusuna inandıramaz…” Nâzım Hikmet’in Ceviz Ağacı Şiiri Hikâyesini Gerçek Sanan Yazarlar Tespit edebildiklerimiz şu şekilde Kurtuluş Gazetesindeki “Bir Çiçek de Sen Ver” başlıklı 10 Nisan 2018 tarihli yazısıyla Mustafa Türk Gazete Gebze’deki “Bir Kaçak Bir Aşk Bir Ceviz Ağacı ve Polisler” başlıklı 7 Haziran 2019 tarihli yazısıyla Yüksel Pekdemir İskenderun Gazetesindeki “1 Eylül Dünya Barış Günü” başlıklı 3 Eylül 2019 tarihli yazısıyla Yasemin Tümkaya * İhbarı için Instagram’dan Esefe teşekkürler… İlgili Yazılar ŞiirlerBence Şimdi Sen De Herkes Gibisin – Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Türk edebiyatının en bilinen yazarlarından birisidir. Şairin birçok şiiri edebiyat severler tarafından bilinir. Nazım Hikmet'in en Herkes gibisin şiiri de okurları tarafından ilgi görür. Şiirin bestelenmesi ve müzisyenler tarafından seslendirilmesi de bu şiiri toplumun en çok bildiği edebi eserler arasına - 1525 Son Güncellenme - 1527 Güncelleme - 1527BENCE ŞİMDİ SEN DE HERKES GİBİSİNGözIerim gözünde aşkı seçmiyorOnIardan kaIbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin YoIunu bekIerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizIice KaIbime baktım da işte iyice AnIadım ki sen de herkes gibisin Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim KaIbimde senin için yok biIe kinim Bence sen de şimdi herkes gibisinNAZIM HİKMET RAN

nazım hikmet sen şiiri hikayesi